6 Aralık 2008 Cumartesi

Polis Olmak

Şiddete meyilli bir toplum haline geliyoruz.

Öyle ki yazılı ve görsel basının her yanı şiddet haberleriyle dolu en kötüsü de şiddeti uygulayanların polis ve göz yumanların da biz olması.

Bildiğiniz üzere polisler genellikle polis meslek yüksek okulu mezunu olmakla birlikte son dönemde siyasi iktidarlar üniversite mezunlarından da onbinlerce polis göreve almışlardır.Peki o zaman bu şiddetin nedeni ne?

Eğitim seviyesi yükseldikçe göreceli olarak azalması gereken "orantısız güç kullanımı" neden bir ritüel haline geldi?

Türkiye Gerçekleri

Polislik bilindiği gibi ailelerin çocuklarına "kısa yoldan bir meslek kazandırma aracı" haline geldiği için,çocuğun kişiliği,psikolojik durumu,içinden geldiği sosyal yapı,bu sosyal yapının kültürel unsurları,ailenin ekonomik yapısı gibi bir çok faktör göz önüne dahi alınmadan,yapılan sınavlar ve sonrasındaki intibak eğitimleri bu ülkede polis olmaya yetiyor.

4 yıllık fakülte mezunu olan arkadaşlarımız da gelişmiş bir ülkenin evlatları olarak(!) acaba hangi iş teklifini değerlendirsem diye düşünürken bir de bakmışlar ki polis olmuşlar.

Devlet her zamanki akılsızlığıyla gündelik politikalar uygulayarak,insan kaynağını heba etmekte.50 yıllık,100 yıllık planlamalar yaparak,gelecek yıllarda devletin her alanda ihtiyaç duyacağı kaynakları yaratacağı ve yönlendireceği yerde artık öğretmen,mühendis vs olmaktan umudunu kesmiş insanları polis yapmaktadır.

Siz eğitim veya fen edebiyat fakültesi mezunu olsanız öğretmen olacağınız yerde polis olmak zorunda kalsanız nasıl bir ruh halinde olursunuz?

Elinizde kalem tahta önünde gencecik insanlara birşeyler öğretmenin hayalini kurarken,telsizden yağan emirler eşliğinde insanların kafasına copla indirirken kendinizi nasıl hissederdiniz?

Kendi hayatınızı birilerinin yaptığı planlama hataları yüzünden heba olup gittiğinizi düşünmez misiniz?

Copla kafasına kafasına indirdiğiniz aslında adeletsiz sistem ve kendiniz değil misiniz?

Saçından sürütülenin,coplananın,işkence görenin aslında haksızlığa,adaletsizliğe,yolsuzluğa,yoksulluğa,şiddete hayır demek için orda olduğunu ve aslında farkında olmasanız da sizin haklarınızı bile savunduğunun farkında değil misiniz?

Değilsiniz ve hiçbir zamanda olmayacaksınız.

Çünkü sizler,sizi tanımadan,anlamadan dinlemeden birileri tarafından süreklendiğiniz bu yolda,size bir lütuf,ihsanmış gibi verilen bu işi yapmak zorundasınız.

ve unutmaktasınız;

karşındakinin de bir insan olduğunu,sizinle eşit haklara sahip olduğunu,

aramızdaki tek farkın üzerinizdeki üniformalar olduğunu ve bu üniformanın herkese ve herşeye karşı duyduğunuz o nefrete kılıf olmadığını ve hiçbir zaman olamayacağını.

Sonsöz

Yukarıda yazdıklarım meselenin sadece bir yönü,dikkat çekmek ve eleştirmek istedim;

en önemlisi de,kim olursa olsun,herkesin bir sınırı olduğunu bilmesi gerektiğini hatırlatmaktı amacım,bir gün aynı şeyler başımıza geldiğinde söyleyecek sözümüz olsun diye.

1 yorum:

E. Ali dedi ki...

Oldukça anlamlı ve önemli bir yazı.
Konu ile ilgili bir anımı anlatayım:
Bizim burada polisler halka karşı oldukça saygılıdır. Geçen yıl, anlaşılan buraya doğulardan bir yerlerden yeni tayin olmuş bir polis memuru, önceki vazifeli olduğu yerlerde alıştığı bir uygulamayı yapmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Olay şu: Şişli - Ergenekon caddesinde bir kırtasiye dükkanına geldi. Kalem aldı. Fiyatı söylenince şaşırdı. Hayretle "Ben mi ödeyeceğim?" dedi. "Amirime alıyorum" dedi. Kasiyer ise hayretle ona bakıyordu. Sonra kasiyerin ve diğer müşterilerin sert bakışlarından çekindi parayı ödemek zorunda kaldı.
Ekabir mahallelerinde böyle. Halk kendisini ezdirmez. Zaten çoğunun arkası kuvvetlidir. Diğer gariban yerlerde durum kimbilir nasıldır. Herhalde oralarda her polis kendisini kıral sanıyordur.
Sadece bizim buralardakilere değil bütün polislere şu iyice öğretilmeli: "Siz halkın ancak hizmetkârısınız. Efendisi değilsiniz. Halka yük olmanız halkı ezmenizdir. Türk polisi halkı ezmez. Halka yardımcı olur."