Kitabı bitireli çok olmasına rağmen bir türlü fırsat olmamıştı bloga eklemek.
İskender Pala'nın son kitabı olan 'OD' ile Yunus Emre'nin zamanında yolcuğa çıkıyorsunuz. Kitabın adı olan 'Od' un nedenini sayfa 142'de anlıyoruz.
"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz." M.K.Atatürk

Dexter ve Emma’nın ilk tanıştıkları yer 1988 yılındaki mezuniyet balosu ile başlar her şey ve her yıl 15 Temmuz’da
Önce kitabını okudum ardından sinemada filmini izledim. Kitabın o büyüsüne aşık oldum tekrar. Yani kafamda sahneleri kurup kahramanları oynatmak…Uzun bir kitap ve her anlatılan elbette filmde anlatılamaz. Fakat filmi izlerken konunun aslında orada geçen başka alt konuları kafamda dönmesi çok hoşuma gidiyor. Filminde yıllar o kadar hızlı geçiyor ki belki tadını o kadar çıkartamayabilirsiniz. O yüzden kitabını okuyup gitmeniz daha güzel olur yoksa hızla geçen yıllardan bir şey anlamadan film bitmiş olur. Ayrıca kitap 20 yıl iki insan diye anlatır hikâyeyi fakat filmde 2011 de bitiyor hikâye. Ne düşündülerse artık 2 yıl eklerken bilemedim.
Aslında çok değişik bir kitap değil. Hayatınızı asla değiştirmez. Fakat okuduktan sonra kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Ben kendi hayatıma bakınca üniversite biteli 2 yıl olmak üzere ve hayat çok hızlı geçiyor. Kitapta anlatılan 20 yıl gibi o günlerde sanki çok uzak değil sanırım diyorsunuz. Bazen sıkıldığım, bazen gülüp, bazen de hüzünlendiğim bir kitap oldu.
Kitabın arkasında yazan ‘’Bütün hayatınızı, aradığınızın tam önünüzde olduğunu fark edemeden yaşayabilirsiniz’’ sözü çekmişti beni bu kitaba. Cevabı var mı derseniz yok sanırım. Hayat sizi öyle bir savurur ki bazen ne önünüzü görürsünüz ne de önünüzde ki sizi görür. Kalbiniz de sizinle savrulur gider…
Kitabın ve senaryonun yazarı David Nicholls. Emma’yı Anne Hathaway ve Dexter’ı Jim Sturgess canladırıyor.
Tatilin son gününde izlenmeye değer bir film ya da okunmaya değer bir kitap olur belki de sizin için...



bas pedala bak gökyüzüne, seni bekleyen başka bir adam var

…mesela en büyük çatışma kendimizi görme şeklimiz ve başkalarını görme şeklimiz arasındadır. Örneğin, biz tartışıyor olsak ve sen bana bağırsan, bunun sebebinin senin öfkeni kontrol edememen olduğunu düşünürüm. Fakat ben sana bağırsam, bunun sebebini kendi kontrolsüzlüğüm değil, senin kışkırtman olarak görürüm. Bağırmamın uygun bir tepki olacağı ve senden kaynaklanan bir şey…
…İkimizde benim sorunlarıma benim durumumun, ama senin sorunlarına kişiliğinin sebep olduğunu düşünecek kadar köşeye sıkışmış görüyoruz. Bu problem yaratıyor. Benim her şeyi kendi bildiğim gibi yapmak istemem mantıklı görünürken, senin her şeyi bildiğin gibi yapmak istemen çocukça görünüyor. Ben daha iyi hissettiğim, sen daha iyi davrandığın zaman daha iyi bir gün olacak. Ben her şeyi olduğu gibi görüyorum. Sen her şeyi mantığının çarptığı şekliyle görüyorsun…
…Akıl ikilemler ve çelişkiler yığınıdır. Başkalarının güvenini kazanmak için yalan söyleriz. Gerçek kişiliğimizi birileriyle yakınlaşmak için gizleriz. Mutluluğu yakalamak için, mutluluğu kaçıran tercihler yaparız. Haksız olduğumuz zamanlarda haklı olduğumuzu göstermek için olağanüstü çaba gösteririz…


Çocuklarınızı İyi Yetiştirin
Doğruları söyletin.
Canı istemediği için çalışmadığında elektrikler kesikti demesin.
Vazoyu kim kırdı dediğinizde ben kırdım diyebilsin.
Sorumluluk almayı öğretin.
Sadece kendi üzerine düşeni yapıp kenara çekilmemesi gerektiğini; her zaman her yerde her şeyden sorumlu olduğunu öğretin.
Birini ezmeden de yukarılara çıkabileceğini hatta bazen yukarılar
denilen şeyin çıkılmasa da olur bir yer olduğunu öğretin.
İlla birini örnek alsın diyorsanız Mustafa Kemal'i öğretin.
Kızlarınızı iyi yetiştirin.
Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin. Evden çıkar çıkmaz
ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin. İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde
olduğunu öğretin.
Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin. Kıskanılmanın güzel,
saygısızlığın kötü olduğunu öğretin.
Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur
duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin.
Arayıp neredesin; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan
önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum haddini bil demeyi öğretin.
Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin.
Erkeklerle sadece arkadaş olunabileceğini çünkü onların da sadece insan olduklarını öğretin.
Oğullarınızı iyi yetiştirin.
Karşı cinse saygı duymayı öğretin.
Gece yarısı evine dönen kadının aranmadığını öğretin.
Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin.
Dokunmaktan korkmamasını öğretin.
Sevmenin değer verme olduğunu öğretin.
Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.
Bulunmaz Hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen
mendillerin de kumaştan yapıldığını; hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin.
Ama önce bunları içinizdeki çocuğa öğretin...